fbpx

Çocuklarda Hafife Alınan Duygular

Çocuklarda Duygular

HAFİFE ALINAN DUYGULAR, EKTİĞİMİZ YANLIŞ TOHUMLAR

Birçok anne babanın çocuk eğitiminde atladıklarını gördüğümüz bir durum var son zamanlarda. Bunu çok farkında olarak yapmıyorlar, hatta yüzleştiklerinde ne kadar acımasız davrandıklarını onlarda kabul ediyor. Hatta her şeyin farkına vardıklarında çok da üzülüyorlar.

Neyden mi bahsediyoruz?

Çocuklarının duygularını, hislerini abartılı bulmalarından. Hassas olduğu noktaları önemsememelerinden. Acılarını umursamamalarından. Bazı huy ve karakteristik özelliklerine karşı gereken ilgiyi göstermemelerinden.

Çocuk dediğimize bakmayın. Çocuktan kastım 0-6 yaş arası değil buna 12 yaş, hatta 18 yaş da dahil.

Mesela, sürekli hasta olan bir çocuk, annesine başım ağrıyor, karnım ağrıyor, bacağım ağrıyor, halim yok dediğinde annesi yine başladın, bişeyi de abartma, ilacını iç geçer gibi onu değersiz hissettiren cümleler kuruyor. Ya da birşey olmaz geçer gibi. Aslında belki saysak 30 sn. bile sürmeyecek olan bir ilgi ile bu sıkıntıyı halledebilecekken, ya da ona üzüldüğünü ve onun canının yanmasının onu üzdüğünü, ona yardım etmek istediğini belirten cümleler kurarak bu işi bitirebilecekken, bakın nelere sebebiyet veriyoruz;

  1. Bu durum, çocukta farkında olmadan bir yara açıyor. Bu yara bencilliğe ve kendini düşünmeye odaklandırıyor. Onu evde düşünen yok. Kendince kendini aciz hissettiğinde yani en zor zamanında yanında kimse yoktu diye düşünerek;

’’Kimsenin kendinden başka yardımcısı yok. Ayakta durmam lazım ve bunun için her şeyden önce BEN önemliyim’’ demeye başlıyor. Çünkü olay artık karın ağrısı ve baş ağrısından çıkmış, hayatta ve ayakta kalma mücadelesine dönüşmüştür onun için.

2. Diğer bir durum ise bu duygunun acımasızlık duygusuna dönüşmesi. Yani evde başka bir birey hasta olduğunda çocuk da aynı şeyi yapıyor ben o kadar hasta oldum kimse ilgilenmedi çeksinler şimdi gibi. Kendince intikam almaya çalışıyor. Merhamet, yardım etme gibi duyguların yerini acımasızlık ve bedel ödeme duyguları alıyor.

Bir örnek daha vererek somutlaştıralım. Çocuğunuz evde herhangi bir nesneden, doktordan veya bir arkadaşından korkuyor. O anda yapmak istemediği bir davranışın sebebini korkuyorum diye açıkladığında biz:

‘’Ne var bunda korkacak, korkarsan, yapmazsan sana şu cezayı veririm ‘’gibi onu korkutan şeyin sebebini anlamak yerine, hemen duygularını hafife alıyoruz. Hatta bazen farkında olmadan aşağılıyoruz bile. Ama yine unutuyoruz, çocuğumuz hisleri olan bir birey. Verdiğimiz tepkilerin hepsini kaydedip kafasında bir anne profili oluşturuyor. Baba profili oluşturuyor. Ve bize not veriyor. Anne – babalığımıza not veriyor. Sevgimize, saygımıza, değer duygumuza.

Çocuklarımızı büyütürken sürekli problemler yaşıyoruz ama çocuklar bizim problem çözme becerilerimizi hep not ediyor ve kaydediyor. Ona göre onları yetiştirme tarzlarımızı eleştiriyorlar.

Bu durumu çocuklarla konuştuğumuzda şunu fark ediyoruz. Anne babalarımızın birçoğunun hayattaki en önemli hedefi çocuklarının okul başarısı. Yani çocuk okulda çok başarılıysa yaptığı her kusur görmezden geliniyor. Bu olayları abartmaları, korkuları, endişeleri bi anda ilgilenilmesi gereken bi konu oluyor. Çünkü akademik başarılarını etkileyebilir.

Ama okul başarısı ile alakalı sıkıntı yaşanıyorsa, aile bütün dertleri topluyor, yuvarlak kocaman bir kar topu yapıp çocuğa atıyor. Zaten okulda da başarısızsın. Bişeyi de büyütme, biraz kendin hallet koca kız oldun. Kocaman adamsın her şeyi de biz mi yapalım gibi.

Çocuklarımız değerlidir. Başarılı da olsalar, başarısız da. Abartsalar da büyütseler de. Onlar geleceğin tohumları, gelecek olan toplumun minik ön izlemeleridir. O yüzden hiçbir duyguyu hafife almayın, eğer hafife alınmak istemiyorsanız.

Yorum Yaz